Geçen hafta, perşembeden başlayarak cumartesiye kadar üç gün boyunca İstanbul’un muhtelif cephelerinde, pardon semtlerinde Trabzon’u kurtardık. Perşembe akşamı Bostancı Gösteri Merkezi’nde, cuma akşamı Esenler’de ve cumartesi akşamı da hem Bağcılar hem de Sultanbeyli’de Trabzon’un Kurtuluş Yıldönümü etkinlikleri vardı. Bu dört farklı etkinlikten sadece ikisine gidebildik, diğerleri hakkında takip eden dostlarımızın izlenimlerini aldık.

Trabzon’un neden ve nasıl kurtulduğu tartışmaları için ne yazık ki hâlâ erken olduğu için o tartışmayı ileri bir tarihe bırakalım ve biz bu geceler vesilesiyle İstanbul’daki Trabzon’un ahvaline bir göz atalım.

Hepsi de “muhteşem olacak” iddiasıyla hazırlanan ve düzenlendikten sonra yerel gazete haberlerinde mecburen (!) “muhteşem” diye yazılan bu gecelerde maksat hasıl olmuş mudur gerçekten? Katılıma bakıyoruz, köy derneklerinin düzenlediği “yardımlaşma ve dayanışma” geceleri kadar bile katılım yok. Halbuki bu etkinliklerin düzenlendiği semtler, İstanbul’da Trabzonluların en yoğun olarak yaşadığı bilinen semtler arasında sayılıyor. Örneğin Sultanbeyli’de Trabzonspor’un bir zaferi sonrası meydanda binlerce Trabzon(spor)lu toplanıp kutlama yapıyor. Diğer semtlerde de farklı bir manzara ortaya çıkmıyor. (Çok kısa bir süre önce kurulmuş ve gece hazırlıklarına çok az zaman ayırabilmiş Trabzon Federasyonu’nun Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki etkinliğini bu seferlik mazûr görebiliriz. Onların da ilerleyen zamanlardaki faaliyetlerini gözleyip değerlendireceğiz)

Peki, neden böyle oluyor? Birincisi, eskiye nazaran çok fazla dernek var artık. Eskiden Trabzon dernekleri vardı, sonra ilçe dernekleri kuruldu, şimdi de köy dernekleri var. Konu Trabzonspor olunca yine de ortak paydada buluşulabiliyor, ancak böyle etkinliklerde herkes sahnede kendi yakın köylüsü, komşusu olan sanatçıyı görmek istiyor. Kimlik sahiplenmesi köyler ölçeğine kadar inmiş durumda. Tabiî dernek sayısıyla birlikte değişen kimlik anlayışıyla birlikte sanatçı sayısında da bir enflasyon söz konusu. Hangisini sahneye çıkarsan diğerleri eksik kalıyor. Sivil toplum faaliyetlerinde çok eskilerden beri görev alanlar, yıllar önce Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapılan (gerçek anlamda) muhteşem Kurtuluş Gecesi’ni hâlâ anlatırlar. Şimdi böyle bir şey belki de mümkün değil.

Bununla beraber, İstanbul’da faaliyet gösteren Trabzon sivil toplum kuruluşlarının dağınıklık ve savrukluğunu da görmezden gelemeyiz. Çok dernek olması, federasyon ya da konfederasyon adı altında birden fazla üst kurumun faaliyet göstermesi tek başına olumsuz bir şey değildir, ona bir itirazımız yok. Hangisi daha etkin çalışırsa onun etrafında bir top(ar)lanma olacaktır. Ya da en kötü ihtimal bir rekabet söz konusu olacak ve netice itibariyle ortaya her halükârda bugünkü durumdan daha iyi bir manzara çıkacaktır. Umarız Ankara’da 5 yıldır düzenlenen Trabzon Günleri’ni organize eden iradenin İstanbul’a da gelip benzerini düzenlemek istediğini açıklaması, İstanbul’daki sivil toplumcularımızı sağduyu noktasında birleştirir. Yoksa böyle giderse bizi bir araya getiren iki faktör olan Trabzonspor ve kemençe de dağınıklık ve savrukluğu bertaraf etmeye yetmeyebilir.

Kim bilir, belki o zaman Trabzon’un kimden ve nasıl kurtulduğunu daha sağlıklı bir düzlemde tartışıp konuşabiliriz. Ortaya da daha güzel ve verimli sonuçlar çıkar. Hep söylüyoruz ya, şu yalan dünyada umuttan daha ucuz ve lezzetli bir gıda maddesi yoktur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hasankeskin 11 yıl önce

Gerçekten,özel sohbetlerde bu işin artık "alamet-i farika" olarak algılanmaya başlandığına, nevi şahsına münhasır görüntüsüne şahidiz. Durum böyle ise, fenalık etrafımızda kol geziyor demektir; "hata yok kardeşim, eksiklik de yok, sen öyle san, bizler öyle istedik " deniyorsa, üçüncü bir yol şart olmuştur. Bu sonuç bizi, diğer yolların iflasını beyana götürü diye korkuyorum.
Trabzonda, hiç bir sivil toplum yapısı, hiç kimseye siyaseten rol kapacak pozisyon yaratamaz, Trabzonun birliği de, kurtuluşu da; refahı getirecek adımları sıklaştırmaktan geçer. Mesela çeyrek asır sonra, Trabzondaki 10 fabrikadan birinin kapandığını, insanların işsiz kaldığını duymak, ilimizin kurtulmuş olduğuna delalettir.
Tarihi kurtuluş anlamı yüklediğimiz 24 şubatı kutlamak, hatıra getirmek istemek, bunun için külfete katlanmak, eğer halkımızın teveccühü yönündeyse, gocunmamıza mahal yok, ayıp da kaçar. Lakin, bu işi başka gözle de değerlendirenleri de tu kaka etmememiz lazım kanımca