Şenol hocamız bir iki çarpık düşüncenin esiri olmuş maalesef. İdman esnasında nasıl bir çalışma gözlemliyor ki, bir sürü beklenmedik futbolcuları sahada izlemekle karşı karşıya kalıyoruz. Mesela antrenmanda bir futbolcu iyidir ve Şenol hoca da çalışanın hakkını vermek için onu sahaya sürer. Buna eyvallah mı demeliyiz. Mesela bir top toplayıcı da üzerine düşen görevi yaparken ondan fazlasını istemek pek doğru değil diye düşünüyorum.

 Asla Hocayı eleştirmeyi veya eleştiri bir yazı kaleme almayı düşünmüyorum. Bizler, başarılı bir takımın olmadık yerlerde frene basmasına tahammül edemiyoruz. Halbuki ortada bir başarı varsa ki illaki var o da Şenol hocanın başarısıdır. Biz eleştiriye açık olduğunu düşünerekten bir iki kelam etme ihtiyacı hissediyoruz o kadar. Ayrıca sahada olup bitenleri de ondan daha iyi görecek ve anlayacak da değiliz. 
 Son zamanlarda forumsuz futbolcuları sahaya sürmekte ısrar etmesini pek anlamış değilim hocanın. Bazı oyuncular gerçekten kadroyu on bire tamamlarken yük diğerlerinin omzuna fazladan biniyor. Herkes kaliteli olur, herkes görevini laiki ile yerine getirirse yük eşit bir şekilde dağılmış olur. Bütün futbolcular aynı kalitede değil amenna, fakat aralarında büyük uçurum var. Bazıları gerçekten profesyonel iken bazıları amatör kümede dahi top koşturamayacak derecede. İşte bu noktada Şenol hocanın inatlığı devreye giriyor. Gerek oyuncu değişikliklerinde gerekse tercihlerde gözle görülür aksamalar hissediyoruz. Buna çevredekilerin söylemleriyle desteklerken şahsi fikrim olmadığını belirtirim.
 Bence Şenol hoca yeni bir Selçuk İnan ve Egemen Korkmaz yetiştirme derdinde. İşte bu benim şahsi düşüncem. Sene başında bin bir güçlüklerle aldığı kaliteli topçuları saha kenarında oturturken niyeti hem milli takıma eleman kazandırmak, hem de ucuza mal ettiği futbolcuları üzerine koydurup satışa koymak. Orasına bizim kafamız çalışmaz.

  Kesinlikle bu süreç deneme süreci değil, kazanma ve üzerine her ne olursa olsun koyma süreci. Tarihe Şenol hoca Türk futboluna şunu kazandırmış, bunu kazandırmış söylemlerinden daha çok Trabzon Kayseri’yi sahasında bilmem kaç kez yenememiş diye geçiyor. Kimse iki bin on- iki bin on bir sezonunda Fener şikeyle şampiyon oldu demiyor. İki bin on – iki bin on bir sezonu şampiyonu Fenerbahçe diye kaydediyor tarihe.
 
 Bence her ne olursa olsun sahaya kazanmak ve kazanmak için çıkmalıyız. Galatasaray’ın kazandığı maçlara bakarsanız ardından bir sürü tantana olurken üç puan Galatasaray’ın hanesine yazılıyor. Tıpkı it kervan meselsi gibi hayat devam eder.   
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet ÇÖMEZ 10 yıl önce

Kazanan haklıdır saçmalamasına katılmıyorum.Her ne olursa olsun doğru şekilde yarışmak gerek.Kaybedersende nerde yanlış yaptım deyip kendini yargılaman,yanlış yapan varsada delilleriylen deşifre etmek gerek.
ŞENOL GÜNEŞ avrupa maçları için tercübeli oyuncularda ısrar edip kötüde olsa onları hazır tutmak istiyor.yoksa niye uğraşsın dökülen colman lan niye uraşsın glovaçki len.ama olmuyor işde UEFA maçında mustafaylan,ferhatlan,barışlan,aykutlan...sercanlan olmuyor.