Uzun zamandan beri yazılarıma ara verdiğim için öncelikle herkesten özür dilemeyi bir borç bilirim.

Herkesin duyduğu gibi milli takımın başına Abdullah Avcı getirildi. Milli takımımızın bunalımlı bir dönemden geçerken Abdullah Avcı tercihi doğrumu dur, açık bir şekilde sorgulanmalıdır. Belki Abdullah hocanın başarıya aç olması onun tercih edilmesinde en önemli etken olabilir, fakat İstanbul belediye gibi sessiz sakin bir takım çalıştırmayacağı da bariz bir şekilde ortadadır. Acaba Abdullah hoca kariyerini ateşe atma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun ne kadar farkında? Acaba Abdullah hoca seksen milyonun baskısını kaldırabilecek mi? Veya kaldırabilecek kapasitede mi?

Basının ve medyanın (aynı kapıya çıkıyor) baskısıyla ve oradan gelen rüzgarla seçilen bu isim TFF’nin de üzerindeki okları bertaraf etmesine en büyük zemin oluşturmuştur. TFF bu konuda suçlu mudur? Bence suçludur. Hoca seçimi için kimlerle nasıl bir istişare yapılmıştır ve Abdullah hoca kararı nereden çıkmıştır?

Peki milli takımın hocası kim olmalıydı sorusuna ise daha reel bir cevap vermek gerekirse en başta Şenol Hoca ardından yine Fatih Hoca en büyük adaylar arasında benim gözümde. Bir de şu var. Asla Şenol Hocanın Trabzonspor’u bırakmasını istemem. Keşke Şenol hocadan iki tane olsaydı da bizlerde arayış içersine düşmeseydik. Elbette Abdullah Avcı’nın hakkını yemek istemiyorum fakat normal bir zeminde milli takımın başına geçmiyor. Dikkat ederseniz bunalımlı bir enkaz takımın sorumluluğunu üstleniyor. Bütün gözlerin üzerinde olacağı ve seksen milyonun baskısının ensesinde hissedeceği bir dönemden bahsediyoruz.

Abdullah Hoca büyük takımı çalıştırıp seyirci baskısının ne olduğunu kavrayamadığı gibi kalitesi konusunda büyük takımlardan ciddi bir teklif de almamıştır. Kaldı ki başarısı da diğer iki hocanın bariz bir şekilde gölgesinde kalmaktadır. Diğer iki isim ısrarımızın nedeni çalıştırdıkları takımların konumu ve başarısının ortada olması ve ayrıca her iki hocanın da kapasitesinin benim nazarımda Abdullah hocadan daha iyi bir durumda seyreylemesidir. Elbette zaman zaman başarısız dönemlerden geçti hocalarımız. Fakat seyirci baskısını, kulübenin ağırlığını yaşamışlardır. Kapasiteli bir futbolcuya Abdullah hoca disiplin konusunda ne kadar hükmeder o da ayrı bir konu. Kaldı ki Aykut hocanın bile bu yükü kaldırabileceğini sanmıyorum.         

Türk futbolundaki şikeyle başlayan kaosun milli takımın başarısızlıklarıyla devam etmesi herkesin bekle ve gör politikasıyla ancak bir müddet ötelenmekten ileriye gitmeyecektir. Yine hoca seçiminin de bu kaosun bir etkisi olduğunu düşünüyorum. TFF’nin elini taşın altına sokma cesareti göstermesini ve katı kurallar koymasını bekliyorum, bekliyoruz.

Bir yandan yabancı kontenjanını artırırken öbür yandan kulübede iki alt yapıdan futbolcu bulundurma mecburiyeti, TFF’nin ne derece sıkışıp bocaladığının göstergesidir. İşten anlamadıklarını deneme yanılma yoluyla örtbas etmeye çalışmaları onları ele vermektedir.

Umarım onlar haklı çıkar ve bizler yanılan tarafta yer alırız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet ÇÖMEZ 10 yıl önce

farklı malubiyetlere şimdiden hazırlıklı olalım.eylül ayında yeni hoca aramaya başlarız