İstanbul`da marketlerde eriğin kilosunun 300 TL.

Kübra bebek,[1] eğer annesinin iki kilo erik alacak parası olsaydı ölmeyecekti.

Eğer babasının işvereni Allah’a ve ahirete inanıyor olsaydı da ölmeyecekti.

İnansaydı Allah’ın ikab ve intikamından korkardı ve sigortasını yapardı. Yapmadı.

Zımnen, “senin rabbin benim, sonuna kadar sana ve ailene bakarım” demişti…

Kübra’nın babası iş kazasında sakatlandı, sigortası olmadığı için bir hak talep edemedi. İşveren, hastane masraflarını karşılamakla iktifa etti.

Kübra’nın babası felç oldu ve çalışamaz hale geldi. Bu arada patron tanrılıktan istifa ettiğini açıkladı. Kıvırttı ama gidip kestirmedi…

Mağdur, korktuğu için şikâyette bulunamadı, kaza sonrası hastaneye geldiği andan itibaren devlet görevini yapıp iş kazası olduğu anlaşıldığı andan itibaren sosyal güvenlik hakları açısından kamu davası açılmadı.

Bu durumda tüm işlemleri ve masrafları işverene rucu ettirecek ve ocağına inciri dikinceye kadar tazminata mahkûm edecek bir devlet yoktu. Çünkü devlet idaresine zübüklük[2] hâkimdi. Onların da takip ettiği, ucu cehenneme çıkan başka işleri vardı. “…Onlara azap hiç tahmin etmedikleri yerden geldi.”[3]

Kamu gücü ve imkânlarına vaziyet edenler; hastane idaresi, sağlık müdürleri, sağlık bakanı, muhtar, kaymakam, vali, başbakan, konuyu öğrendiği halde ilgilenmeyen komşu ve bu güne kadar sistemi sıfır hatayla çalışabilecek duruma getirmek yerine, hemşeri veya cemaat tahkimatıyla uğraşanlar, başbakan ve cumhurbaşkanı hepsi sustu, görevlerini yapmadılar. Kübra öldü…

 

Kübra’ya soruldu… “Bieyyi zembin kutilet?/ hangi suçtan öldürüldün?”[4] Sizce ne demiştir? Bence “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanların”[5] ülkesinden geliyorum demiştir.

Dernekler, vakıflar, cemaatler, muhafazakârlar, milliyetçiler, sağcılar, solcular, osmanlıcılar, aleviler, sünniler, liberaller, mücahitler, islamcılar, laikçiler sustu. Kübra öldü…

İki buçuk aylık bebek Kübra’nın açlıktan öldüğü ülkede 300 TL veren mundar, erik mundar, döl mundardır.

Tek maaşla kira verenler esir, 4,5 milyon asgari ücretli, 3,5 milyon kiracı ve 3,5 milyon işsiz köle hükmünde olduğu için sorumlulukları yarım olabilir. Diğer herkes doğrudan ve tam sorumludur.

Türkiye’de nüfusu beşe bölüp gelir dağılımına baktığımızda; birinci gurup (en alt yüzde yirmi) milli gelirden yaklaşık % 6 pay alırken, son (en üst yüzde yirmilik gurup) yaklaşık % %50 pay almaktadır.

GSMH’dan kişi başına düşen; en üst % 20’lik gelir gurubu için yıllık 25000 $, alt % 20’lik gelir gurubu için yılık 2500 $ dır. Fark teoride bile on kattır. Gerçekte ise daha derindir. İki kilo erik parası olsaydı ailesiyle beraber açlıktan kurtulabilecek ve Kübra ölmeyecekti.

Hem Allah’ın rızıklarıyla Kübra’nın önünde durup, hem de kendiriyle eşit oluncaya kadar vermeyenler. Allah’ın nimetlerine kâfir (örtücü, engelleyici) olanlardır.[6]

Teorik olarak, GSMH’dan adam başı alması gereken bir kilo erik parası 300 TL, ailesiyle beraber 1200TL’yi mahşerde tahsil etmek üzere Kübra öldü…

Kamuyu planlamak ve idare etmek iddiasıyla Allah’ın mülkü ile insanlar arasına engeller koyup dar alanlarda piyasa oluşturanlar, serbest piyasacılar! devletçiler, koyduğunuz engeller, atadığınız zübükler Kübra’yı öldürdü…

TÜİK’e göre; Türkiye nüfusunun yüzde 17’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor. 12 milyon 407 bin 984`ü yoksul. Gelir dağılımında ise önemli bir değişiklik yok.  Halkın % 60’ı borç içinde, çalışanların bile gelecekten ümidi yok.

Devlet veya toplum bireylere ya onurlarıyla üretime katılacakları iş verecek ya da geçimini sağlamak zorundadır. Meşruiyetinin yegâne nedeni budur. Bu meşruiyet yoksa insanlar için açlık ve yoksulluğunu giderecek kadar hırsızlık ve gasp meşru olur. Bunu insanlar ilmen/ruhsat olmasa da fıtraten uygular.

Allah’ın mülkü ile kulların arasından devlet ya çekilecek ya da Kübra’ların yalnız hastalık ve tedavilerini değil, açlık ve barınma emniyetini de sağlayacaktır. Bu can emniyetini sağlama görevidir. Hiçbir devletin bundan daha öncelikli görevi olamaz.

Bir insan açlıktan ölmüşse orada katilden açık yargılama gerekir. Kast varsa kısas yoksa diyet gerekir. Devlet ve toplum bunu yapmıyorsa fitne helâkı çağıracak fesada/çürümeye varmıştır ve helâk yakındır.

Ve kimse unutmasın “Allah bir kavmi helak etmek istediğinde (bir tarafta bebekler açlıktan öldürülürken) onların refahtan şımaranlarına azgınlığı (300TL’ye erik satmayı ve almayı) ilham eder. ”[7]

 

[1] Samsun, Tekkeköy ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Cumhuriyet Sokakta Kübra isimli bir bebek rahhatsızlanması sonucu 112 Acil Servis ambulansıyla Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi`ne kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Polis olayla ilgili soruşturma başlatırken, çocuğun ölümünün şüpheli bulunması üzerine bebeğe otopsi yapıldı. Yapılan otopsi sonucunda, Kübra bebeğin fiziksel olarak çok zayıf olduğu ve midesinin boş (aç) olduğu tespit edildi.

[2] Aziz Nesin

[3] Nahl 26

[4] Tekvir 9

[5] Hadis-i Şerif

[6] Nahl 71-7

[7] İsra 16

Kaynak: Özgün Duruş


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kaknus 10 yıl önce

Başımızı önümüze eğip düşünmemiz, hem de çok iyi düşünmemiz gerekiyor.Hepimiz sorumluyuz bu durumdan.