Öne Çıkanlar Ağasar Atilla Ataman Zeki Çabuk Büyükşehir aday adayı Ramis Uzun

Şalpazarı, geçmiş ola…

 Türkiye’de yaklaşık 140 adliyenin kapatılması gündemde. Bunlardan birkaçı da Trabzon’un ilçelerindeki adliyeler. Buraya kadar her şey Türkiye şartlarında normal görünüyor. Devlet önce verir, sonra bakarsınız geri alır bu memlekette. Bazen hiç vermeden alır.

 

Dikkat çekici olan, Trabzon’un ilçelerinden birkaç tanesinden adliyenin kaldırılması kararından sonra bu ilçelerden bazıları için kararın değiştirilmesi ve kaldırılmaktan vazgeçilmiş olması. Elbette bunların hepsinin yasal ve sosyal gerekçeleri hazırdır. Kiminde fazla adli vaka olmaması, kiminde diğer bir ilçeye ya da Trabzon’a çok yakın olması vs.

 

Kağıt üzerinde bunlar makûl gerekçeler olabilir. Fakat söz konusu ilçelerde kamu vicdanı pek de öyle düşünmüyor. Devletin elini kendilerinden çektiği görüşünü taşıyorlar ve Türkiye gerçeği göz önüne alındığında haksız da değiller. Örneğin Şalpazarı’na zamanında adliye açıldı diye bu talihsiz kasaba abat olmadı. Sırf adliyenin kaldırılmasıyla da berbat olmayacak. Dediğimiz gibi, olayın sosyo-psikolojik yanı ağır basmaktadır. Nedir o sosyo-psikoloji?

 

Kurulduğundan beri bırakın devleti, bağlı bulunduğu Trabzon tarafından bile unutulan ve bazıları tarafından hâlâ Giresun’a bağlı sanılan, insanı hakir görülen ama yine de kimseye küsmeyen, vatandaşlık görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışan insanların memleketi… (Adliyenin kaldırılma gerekçesi olan “adli vaka olmuyor” ifadesine dikkatinizi çekerim. Bu kadar problemsiz insanlar Şalpazarlılar. Gurbette de öyleler, merak etmeyin.) İlçe olduklarında devlet tarafından yatırıma boğulmayacaklarını biliyorlardı elbet. Fakat kasabaya kaymakam, savcı, hakim, polis gelecek olmasını, devletleri tarafından “adam yerine konmuş olmak” olarak algılıyorlar ve bu da onlara yetip artıyordu. 

Hükümete yakın kaynaklardan aldığımız bilgilere göre karar değişmeyecek ve yakın bir zamanda uygulamaya konacak. Yani geçmiş ola… Bugün adliye, yarın kimbilir hangisi gider… Zaten fiilen kaymakamsız idare edilen Şalpazarı’nın ilçe statüsü iyice kağıt üstünde kalır. Böyle giderse günün birinde onu da elinden alırlar. Verdikleri gibi.

 

Şalpazarlı şimdi ne yapmalıdır? Önce şapkayı önüne koyup düşünmelidir. Nüfus ve coğrafya açısından kendisine çok benzer konumlarda olan ve adliyeleri kaldırılma kararı alındığı halde sonradan geri verilen Çaykara ve Tonya’nın kerametinin nereden geldiğini doğru okumalı ve iğneyi kendine batırmalıdır. Çaykaralı ve Tonyalı dağlarda define bulup zengin olmadı. Büyük bir fakr u zaruret içinde gurbete çıktı. İnanılmaz bir azim ve girişkenlikle önemli statülere sahip oldu. Şimdi istatistik arayacak zamanım yok ama bu ilçelerden yetişen üst düzey bürokrat, iş adamı ve siyasetçi sayısına bir bakınız. Bir de Şalpazarı’ndan çıkanlara… Başka bir vilayetten seçilmiş olsa da bir bakan çıkmış, o da bu son meselede kendisine gelenlere “beni bu işe karıştırmayın” demiş. Sonuç alınamayacağını anlayacak kadar basiret (!) sahibiymiş demek ki, yoksa Şalpazarı’ndaki birkaç caddeden birine adı verilmezdi herhalde.

 

Bürokrat” dedik. Şalpazarlı olan Trabzon SGK İl Müdürü Av. Tahsin Halcı’nın görevden alınmak istendiğini ya da alınacağını işitiyoruz. Hükümete yakın kaynaklardan onu sormadık, belki o da adliye meselesi gibi çoktan halledilmiştir. Bizim ilçeden diye söylemiyoruz, Tahsin Halcı’nın dürüstlüğü, çalışkanlığı, işindeki ehliyeti anlatıla anlatıla bitirilemiyor. O halde ne diye böyle bir tasarrufa gidiliyor? Bilinmez. Belki de o makam bir Şalpazarlıya bırakılmayacak kadar önemli bir makamdır.

 

Adliye ve Tahsin Halcı konularındaki girişimler olumlu ama geç kalmış girişimlerdir. Ankara’daki siyasetçi size “Buraya kadar boşuna geldiniz. Karar alındı ve uygulanacak. Dönün gidin işinize” demez. Farzımuhal hükümet geri adım atsın ve kararından vazgeçsin. Şartlar değişmediği sürece yarın öbür gün yine aynı şey olmayacak mı? Şalpazarı’na gelen başta kaymakam ve diğer bürokratlar, en kısa zamanda arkalarına bakmadan kaçmaya çalışmayacaklar mı?

 

Bugüne kadar Şalpazarı hakkında epeyce yazdık çizdik. Aklımız erdiğince, dilimiz döndüğünce doğruları ve yanlışları dile getirmeye çalıştık. Para etmedi. Bir musibet bin nasihatten evlâdır misali, inşallah bu son gelişmeler aklı selimin hakim olmasına vesile olur. Önümüzdeki günlerde Şalpazarı’nda bir panel düzenleneceğini biliyoruz. Bu paneller 5-10 yılda bir değil, daha sık düzenlensin de artık sorunlara çözüm aransın. Aranmakla kalmasın, somut adımlar atılsın. Çaykara ve Tonya’nın makûs talihini yine Çaykaralı ve Tonyalı yendi. Başkaları değil. 

Şalpazarı Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.