AĞASAR'IN PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
 YA DA
  AĞASAR'I KALKINDIRMAK İÇİN GERÇEKÇİ PROJELER:


Ş A L K A P / Ş A K Ü L T A P

Duvarları yosun tutmuş, sarmaşıkların bacasına kadar tırmandığı, eski küçük bir evin önünde çömelmiş; dirseklerini dizlerine dayamış; çenesini avuçlarının içine almış, fındık ocaklarına bakıyordu. Topuklara kadar yükselmiş otlar arasında yürüyerek kendisine yaklaştığımı hissetmedi bile… Belli ki düşünceli ve dalgındı. Selam verdim; üzgün ve karamsar bir hali vardı. Biraz havadan sudan konuştuktan sonra tarlaya bakarak ensesini kaşıdı ve şöyle dedi:

“Buralardan gideceğim. Şu ev bana baba yadigârı, önündeki şu üç ocak fındık da babamdan bana düşen pay. Benim üç çocuğum var. Birer ocak fındık düşer. Bu çocuklar buralarda nasıl yaşasınlar; nasıl karın doyursunlar?”

İsmet Bey ile konuşmayı sürdürdük; çocukluk yıllarımıza uzandı sohbetimiz… Çektiğimiz çileleri, yaşadığımız zorlukları anlattık birbirimize... Kara lastikli, yamalı pantolonlu ilkokul yıllarımızdan, çocukluğumuzu yaşamadan gençliğe adım attığımızdan, gençliğimizi yaşamadan belimizin büküldüğünden bahsettik… Sonra,  “Bursa bölgesine yerleşmek istediğinden söz etti İsmet Bey: Çocuklar iş çevresine yakın olsunlar; belki çalışma imkanı bulurlar, ufukları daha açık, şansları daha yüksek olur. dedi.

    

         EKMEK, YEŞİLLİĞİN NERESİNE SAKLANMIŞ?

Devletlerin ana politikaları, insanları yaşadıkları topraklarda tutabilmektir. Hizmeti yerele ulaştırmak; yerinde iskanı temin etmek ve sürdürmektir. Durum böyle iken niçin gitmek zorunda kalınıyor bu bölgeden? Çünkü artık bu yöreler, insanlar için gelecek vaat etmiyor. Evet… İsmet Bey gibi  gidelim mi bu ellerden, doğup büyüdüğümüz bu topraklardan? 

Karadeniz çok yeşil, denizi masmavi. Yeşil ile mavi kucaklaşmış âdeta.  İyi. Yaylaları da yazın çok serin oluyor;  gezmek, eğlenmek için maceralı ortamlar hazırlıyor. Bu da iyi. Trabzonspor’u var dillere destan… İyi de iş, aş, ekmek bu maviliğin, yeşilliğin, yayla serinliğinin neresinde saklanmış ki bir türlü bulunamıyor? Bu güzellikler, bölgeden göçü niçin önleyemiyor?

Karadeniz’in doğal güzelliklerine bir itirazımız  yok. Bu güzellikler, bir gerçek olmakla birlikte, insanları bu yörede tutmaya yetmiyor. Yani karın doyurmuyor; iş, aş, ekmek ve  kariyer vermiyor.

Karadeniz Bölgesi’nin ülkesine, devletine milletine bağlı; bütün zorluklarına rağmen  sitem dahi etmeyen, sabır gösteren insanları da bu gerçeğin farkına varmış olacaklar ki maviliği, yeşilliği, yaylaları bırakarak Batı bölgelerimize doğru göç etmeye devam etmektedirler. Cenaze nedeniyle gittiğim bir köyde evlerin hep boş olduğunu görünce muhtara, Kaç insan yaşamaktadır köyünüzde?” diye sordum. Aldığım cevap, Sadece altı evde insan var; onlar da yaşlı, kasım ayı gelince o evlerin de ikisi boşalıyor; kış boyunca dört evde insan kalıyor” dedi.

 

          TURİST NİÇİN GELMİYOR?

 Yayla turizmi, bölge ekonomisine katkıda bulunacak diye bekleniyor. Yıllardır umut ediliyor ama her nedense bölgeye hiç turist gelmiyor. Niçin gelsin ki? Hangi yoldan gidecek, hangi otelde kalacak, hangi sosyal etkinlikleri nerelerde ve nasıl gerçekleştirecek? Yaz aylarında yaylalarda görülen kalabalıklar, sanıldığı gibi turist akını değildir. Gurbetteki insanlarımızın kısa bir süreliğine hasret gidermek için geriye dönmesiyle oluşmuş insan topluluklarıdır. Eğer yanlarında birkaç yabancı varsa onlar, bazılarının yanında getirdiği arkadaşları ve komşularıdır; misafir olduğu için bir harcama da yapmazlar… Yöre ekonomisine bir katkıları olmaz. Onlara  ekonomik anlamda turist denemez.

 

        YEŞİL ÖRTÜYÜ FINDIK VE ÇAY ÜRETİCİSİNE BORÇLUYUZ

 Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çay üretimi, diğer sebepler bir yana, sadece şu iki özel sebepten dolayı yüksek fiyatlarla desteklenmelidir. Birinci sebep, sosyal devlet olmanın gereği, bölge ekonomisinin yaşanılabilir düzeyde kalması ve göçün önlenmesine katkıda bulunmak için; ikinci sebep, toprağın üzerindeki yeşil örtüyü korumak için. Bölgenin toprak yapısının bozulmasını önlemek için. Heyelanı, toprak kaymalarını önlemek için. Çünkü Karadeniz’in yeşilliği, bu iki bitki örtüsü sayesinde oluşmaktadır. Sadece yeşilliği korumak adına bu iki ürün için üreticiye ek pirim ödenmelidir.

Bunun yanı sıra Sakarya, İzmit, Düzce, Bafra, Çarşamba bölgelerindeki düz tarım alanlarında bulunan   fındıklar sökülmeli, bu verimli, düz tarım arazileri diğer uygun tarım ürünlerinin ekim ve dikimine ayrılmalı; fındık ve çay bitkisi ise  sadece yamaç arazilerde yani Karadeniz’de  kalmalıdır.

Fındık üreticiliğine yaklaşım bu şekilde sürdürülürse ve bunun sonucu olarak da bayır arazilerden fındık ve çay sökülürse, yamaçlardaki topraklar erozyona uğrayacak, heyelanlar olacak; doğal afetler meydana gelecek; kısa bir süre sonra  şu meşhur Karadeniz yeşilliği yok olacak;  yerini bakır renkli kayalıklara bırakacaktır.

        

          BİR  ( Ş A L K A P )   HAZIRLANMALIDIR

 Görülmekte ve anlaşılmaktadır ki, Karadeniz Bölgesinin sorunları tesbit edilerek gündeme getirilmeli ve çözüm yolları aranmalıdır. GAP, DOKAP ve benzeri projeler gibi genellemelerden kurtarılmış, alan çalışması biçiminde daraltılarak ve realize edilerek hazırlanmış gerçekleşebilir özellikte ve ciddi bir Kalkınma Projesi ile bölge sorunlarının çözümü için yeterli kaynak ayrılarak çalışmalara bir an önce başlanmalıdır.        

 Çünkü ekonomik darlık, arazi yetersizliği ve verimsizliği, eğitimdeki başarısızlıklar bölgede sorunlu bir toplum oluşturmakta, kanunsuz gelişmelere zemin hazırlamaktadır; sosyal yaraları büyütmekte ve derinleştirmektedir. Bunu önlemek için sosyal bedenimize hastalıklar daha fazla girmeden tedbirler alınmalıdır. Bilinmektedir ki koruyucu hekimlik, hastalığı tedavi etmekten daha kolay, daha ekonomiktir. Doğu ve Güneydoğu Bölgelerimizde yaşadığımız sıkıntılar, yaptığımız harcamalar bunun bir delilidir.

 Bu gerçekler ışığında  Şalpazarı için önce ŞALKAP (Şalpazarı Kalkınma Projesi) hazırlanmalıdır. Bu projenin içinde -öncelikle- şu on konu başlığı olmalıdır:

 

        1. YÜKSEK OKUL

İç kesimde kalan ve transit geçiş yolu üzerinde bulunmayan bu ilçeye, iki-üç bölümü olan bir meslek yüksek okulu açılır ve öğrenci yurdu yapılırsa, ilçe ekonomisi canlanır, sosyal ve kültürel hareketlilik artar.

 

         2. TRANSİT YOL

Beşikdüzü-Şalpazarı arasındaki yol çok virajlıdır, bazı bölümleri de standartlara uygun değildir. Bu yolda gerekli iyileştirmeler yapılır; Şalpazarı-Şıhkıranı-Erikbeli-Kürtün yolunun tamamı karayolları ağına alınarak standart hale getirilir; sonra Beşikdüzü ile Vakfıkebir’deki limanlar da uygun düzey ve kapasiteye yükseltilirse, Trabzon Limanı’nın yükü hafifler; böylece Doğu’ya yapılan nakliyat ve  İran’a yapılan ihracaat, Beşikdüzü-Şalpazarı-Kürtün-Erzurum hattına kaydırılırsa ulaşım daha kolay, kestirme ve ekonomik olur. Bunun doğal bir sonucu olarak da Şalpazarı bu ana transit yol üzerinde kalacağı için, Maçka gibi canlı ve dinamik bir ekonomiye sahip olacaktır.  

 Ortaya konulan fikirler için “gerçekleşmesi mümkün değildir; hayal ürünüdür” şeklinde düşünmemek gerekir. Önce büyük düşünmek, sonra o düşüncenin peşinden koşarak bunun  mücadelesini vermek gerekir. Yani başka bir deyişle, Önce hayal et, sonra bu hayallerin önündeki engelleri kaldır, sonra da gerçekleştirme odasına geç…”  İnancımız bu şekilde olmalıdır. 

 

          3. KÖYLERARASI BAĞLANTI YOLLARI

Eski göç yolları, köyden köye geçerek gitmekteydi. Köyler arasında tanışma, kaynaşma, kültür birlikteliği daha sıcak ve hareketliydi. Sonradan ana yol Ağasar Deresi kenarına  indirildi. Hızlı ve kolay ulaşım için bu bir ihtiyaçtı. Ancak bunun sonucu olarak köyler birbirinden uzaklaştı. Çözüm olarak, Ağasar’ın doğu ve batı yakasında  dereye paralel uzanan ve  köyleri birbirine bağlayan birer bağlantı yolu oluşturulmalıdır. Bu yol kısmen mevcuttur, ancak iyi durumda değildir; iyileştirilmeli ve tercih edilebilir duruma getirilmelidir. Ayrıca Şalpazarı -İskenderli  gurup yolu açılmalı, iç kesimlerin sahile inmeden birbiri ile kolay ve rahat ulaşımı sağlanmalıdır. Bunun yanında, Şalpazarı-Geyikli-Sisdağı ve Şalpazarı-İnişdibi-Sisdağı yolları  genişletilerek asfaltlanmalıdır.

Yerel yönetimlerin bu projeleri gerçekleşmesi zordur hatta imkansızdır. Çünkü gelir kaynakları yoktur. Bu sebeple devlet desteği şarttır.  İmkanlar ölçüsünde öncelik sıralaması yapılarak  şu sorunlar da  bu proje içinde yer almalıdır:

 

         4. SİS DAĞI’NA  “UZUNGÖL” YAPILABİLİR 

Sisdağı çok konuşuldu, çok yazıldı ama sorunlar hep yerinde saydı; bir türlü çözüm üretilemedi. Sis Dağı için özel bir çalışma yapılmalı; “Yayla-Kent projesi için zemin oluşturulmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlıkları ile koordinasyon içinde, mevzuata uygunluk çalışması yapılmalı; gerekli izinler alınmalı; öncelikle yolun standardı, Bolu-Abant yolu düzeyine yükseltilmelidir. Pazar alanı düzene sokulmalı, tozlu-topraklı zemini kaplanmalıdır. Her yıl Sisdağı Şenliklerinin arkasından insanların neden ishal olduğu düşünülmeli; bu gerçek artık  yüksek sesle söylenmelidir. Şenlik günlerindeki genel tuvalet ve su sorunu çözülmelidir. Araçların park-piknik bölgesine geçişi, pazar içinden çıkartılmalı; cami önünden yeni bir yol açmak suretiyle bu yeni yola aktarılmalıdır. Böylece şenlik günlerindeki uzun kuyruklar ve çekilmekte olan çileler önlenmelidir. Göze halindeki bütün sular bir merkezde toplanmalı, yeterli yüksekliğe yer altına yapılacak olan büyük bir depoya pompalanmalı ve dağıtımı buradan yapılmalıdır. Bunlara ilave olarak Çayır Deresi üzerine Giresun tarafı ile anlaşarak bir gölet yapılmak suretiyle, Uzun Göl’ün bir benzeri oluşturulmalıdır.

 

           5. GÜZELLİKLER ÖNE ÇIKARMALIDIR

Bilindiği gibi Kalecik’te bir kaleciğimiz var… Acısu’yumuz, Sis Dağı’nda Halil Evliyamız; Hanyanın’da Kalpakkayamız var… Bu kalenin -halk arasında- Cenevizlilerden kalma olduğu söylenmektedir. Hakkında gerekli araştırma yaptırılmalı; tarihçesi, gerekçesi, önemi yazılmalıdır. Kaleye ulaşım yolu yapılmalı, ziyarete açık hale getirilmelidir. Bir köye adını veren kalenin bu kadar silik kalması pek normal bir durum değildir diye düşünüyorum. Kalpakkaya ışıklandırılmalı; üzerindeki  Türk Bayrağı daha büyük hale getirilmelidir. Halil Evliya, tam zirvedir ve muhteşem bir seyir  imkanı sağlamaktadır. Doğallığı korunarak anıtlaştırılmalı; tanıtımı yapılmalı ve ziyarete açılmalıdır.

 

 

           6.YAYLALARDA YAPILAŞMA YASAL HALE GETİRİLMELİDİR

Yayla, Çepni Türkleri için vazgeçilmez bir kültürdür; yaşama biçimidir. Onlar, yayladan kopartılamayacak bir hayat sürdürmektedirler. Yaylalarda ikamet etmek için bu insanlara elbette bir mesken gereklidir. Güney’deki,  Ege’deki araziler üzerindeki -turizm kapsamında ya da diğer düzenlemelerle- yazlıklara, otellere, motellere, pansiyonlara nasıl izin veriliyorsa; Karadeniz yaylalarında da benzer bir yolla, yasalara ve mevzuata uygun olarak; ölçüleri, tipi, yapı malzemeleri önceden belirlenmiş ev modellerinin, hazırlanacak imara uygun biçimde yapılmasına izin verilmesi, vatandaş ile devlet arasındaki mahkemelerde yığılan anlaşmazlık dosyalarının ortadan kalkmasını sağlayacaktır; sosyal barışa katkı oluşturacaktır; yöre insanının ülkesine sadakat duygularını artıracaktır. “Bu topraklar için kanımızı, canımızı verdik bugün kovuluyoruz, yasaklanıyoruz.” şeklindeki şikayetler ve küskünlükler ortadan kalkacaktır.

 

           7. İSTİHDAM ALANLARI AÇILABİLİR

Atalarımızın bir zamanlar işlettiği Kireçhâne bölgesinde bulunan kireç kuyularını, kireç fabrikalarına dönüştürmenin zamanı çoktan geçti. Bu ocakları modern tesislerle ülke ekonomisine kazandırmak için  artık çalışmalara başlamak gerekir.

Modern hayvancılık ve modern tarım alanında neler yapılabileceği konusunda  hazırlanacak bir plan çerçevesinde eğitim, materyal/malzeme ve kredi desteği sağlanmalıdır. Süt inekçiliği, besicilik ve toplu ahır uygulamaları projeleri özendirilmeli, desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Hayvancılık ve süt ürünleri fabrikası, yöre insanı için işsizlik dar boğazından bir çıkış kapısı olabilir. GİMKO’nun süt fabrikası girişimi gibi teşebbüsler desteklenmelidir.

Aynı şekilde tatlı su kültür balıkçılığının ekonomik olup olmadığı, şişe suyu üretiminin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır. Bununla birlikte akarsularımız üzerinde özel elektrik üretimine yönelik teşebbüslerin desteklenmesi, yeni girişimlerin sağlanması gerekir.

İlgili şirketlerle görüşmeler yapılarak cep telefonlarının çekmediği köy, mezra ve yayla kalmamalıdır.

Gökçeköy-Sazalanı arasında bulunan ve bir zamanlar işletilmekte iken sonradan kapatılan maden ocaklarının, tekrar işletilip işletilemeyeceği konusunda, kuşkulardan uzak bir çalışma yapılması gerekir. Eğer yöre ekonomisine bir katkı sağlayacaksa tekrar  işletme yolları aranmalıdır.

 

             8. ÇÖP VE ÇEVRE

Dünyada çöp, çöp olmaktan çıkartılmış, enerji ve hammadde kaynağına dönüştürülmüştür. Uygun olan bir kısmı enerji yakıtı olarak değerlendirilirken, bir kısmı da hammadde olarak tekrar üretime kazandırılmaktadır. Ülkemiz genelinde kirli kanalizasyon atıklarının direkt akarsulara ve denizlere verilmesi devri kapanmakta; arıtma tesislerinde arıtıldıktan sonra akarsulara veya denizlere bırakılmaktadır. Çöpler,  belli merkezlerde kurulan  çöp işleme merkezinde tekrar ekonomiye katılmakta; böylece çevre kirliliğinin önlenmesinde  büyük mesafeler kat edilmektedir. Bilinmektedir ki, kentlerin yıldızı, yani kaç yıldızlı bir şehir olduğu; çevre kirliliği, yeşil alanları, denize gönderilen kirli atıkları ve havaya salınan kötü gazlar, yani hava kirliliği dereceleriyle; yaktığı katı-kötü yakıtlarıyla ölçülmektedir.

Eskiden köylerde çöp yoktu. Çünkü pil, poşet, deterjan ve onların plastik kutuları yoktu. Bugün buna benzer daha çok sayıda  endüstriyel malzeme atıkları, bütün köylerde kullanılmakta ve bunların atıkları büyük ölçüde dere ve ırmak kenarlarına dökülmektedir. Çöp arabaları toplu çöpleri yamaçlardan aşağı dökmektedir. Yağmurlar sonucu yükselen dere suları bu çöpleri sürükleyerek denize indirmektedir. Sahiller, kendi kirliliğine bir de sürüklenerek gelen bu çöpleri eklemektedir. Bunun sonucu olarak daha da kirli bir hale gelmektedir. Bu nedenle bütün köylerde, beldelerde ve ilçe merkezinde bu çöplere ve atıklara bir çözüm bulunmalıdır. Bu sorunun çözüm yolları bellidir ve bilinmektedir. Ancak uzun ve başlı başına bir konu olduğu için ayrı bir yazıda ele almak gerekir.

Kanalizasyonun dereye verilirken arıtılması, elbette daha iyi olacaktır. Bunun hazırlanacak bir proje doğrultusunda ilgili fondan alınacak olan hibe desteği ile çözülmesi mümkündür. Ayrıca belde ve köylerde de, kanalizasyon ciddi sorun olmaya başlamıştır. Herkesin evinin önüne yapmış olduğu özel kuyusuna verdiği kanalizasyon atıkları, kadastro çalışmaları ve imar sonrası iskana açık alanlarda çıkan arsa niteliğindeki yerlere ev yapmak isteyen insanlara, diğer arsa sahipleri haklı olarak, “Atık suyunu nereye bırakacaksın? Tuvalet atıklarını ne yapacaksın?” şeklindeki tepkileriyle itiraz etmektedirler. O bölgeden geçirilecek olan bir kanalizasyon borusu sorunu çözecektir. Öyle ise alt yapıların önemli bir bölümünü oluşturan bu alanda da projeler hazırlatılmalı, kaynak aktarılması ve ihaleye geçilmesi için girişimlerin başlatılması gerekmektedir.

 

 

 

         9. EĞİTİM

Şalpazarı’ndaki eğitim-öğretim düzeyinin ne durumda olduğunu, sınavlı liselere ve üniversiteye gönderilen öğrenci sayısına bakarak kolayca anlayabiliriz. Hiçbir geliri olmayan yöre çocuklarını, istikbal vaat edecek okullara gönderemeyen bir eğitimin acilen masaya yatırılması gerekir. Sorunlarının tesbit edilmesi, bu sorunları çözecek kadroların oluşturulması ve gerekli önlemlerin alınarak çözüm yoluna gidilmesi gerekir. Böylece yöre çocuklarını eski dönemlerde olduğu gibi önemli lise ve üniversitelere tekrar gönderebilmenin ortamı sağlanmalıdır. İlçede ortalama olarak her yıl, bazen altı ayda bir kaymakam değişikliği yapılması, kadrolu öğretmen açığı bulunması, eğitim kadrolarındaki dinamizm ve idealizmin  canlı tutulmaması, yetenekli öğrencilerin ayrıca ve özel olarak değerlendirilmemesi, varılan olumsuz sonuç üzerinde önemli bir etkendir.

 

           10. KÜLTÜR

Yöre kültürünün sürekli araştırılması için ŞAKÜLTAP(Şalpazarı Kültür Araştırma Projesi) hazırlanmalıdır. Yöredeki araştırmacı ve yazarlar desteklenmeli, yeni araştırmacılar özendirilmelidir. Bu konudaki yayınlar finanse edilmelidir. Şalpazarı  ilçe merkezine çok amaçlı bir kültür merkezi yapılırsa, burada yöre el sanatları öğretilir, sergilenir; yöre müziği öğretilir, uygulanır; yöre kültürü araştırılır, yayınlanır; yöre folkloru öğretilir, yaşatılır, temsiller verilebilir; yerel kültürü evrensele taşıyacak geliştirme ve tanıtma ortamı sağlanmış olur. Ulusal ve Evrensel kültürümüz, ilçemize taşınır ve tanıtılır; tiyatrolar, temsiller verilir; turneye çıkanlar, ilçemize de uğrar. Böylece ilçemiz halkı, dış dünya ile bütünleşirken kendi kimliği ve kültürünü yaşatmış ve dış dünyaya göstermiş olur; böylece hak ettiği saygınlığı ve etkinliği elde eder.

Ağasar’ın özel işlemeli giysileri alanında başlatılan ŞALGEY girişimi desteklenmeli ve kurulacak olan  dikim evlerinde üretilen kıyafetler, tanıtıma ve satışa sunulmalıdır. (Bu bağlamda Şal-Fed’in Ağasar giysilerine patent alması takdire şayan ve sevindiricidir.) Yine bölge müziğinin ezgileri tesbit edilmeli, notalara dökülerek arşivlenmeli; yöre sanatçıları organize edilmeli ve desteklenmelidir. Yöredeki her türlü mani, türkü, deyim, bilmece, ninni, ağıt, atasözü ve deyim gibi edebiyat/kültür ürünleri derlenip kitap haline getirilmelidir.   

Bütün bu zorluklarına, ihtiyaçlarına rağmen adli olayların en az olduğu, asayiş yönünden hiçbir sorunun yaşanmadığı, yurt dışında çalışan genç işçilerinin gecikmeleri hariç, asker kaçağının bulunmadığı, ülkesine, milletine ve devletine sadakat konusunda en önde olan ve buna rağmen yeşil kartlı sayısının en az olduğu bu yöredeki vatandaşlarımızın her türlü hizmeti hak ettiğini bilmem ki hatırlatmaya gerek var mı?

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metin Aytürk 10 yıl önce

Değerli fikirlerinizi çok güzel,derli toplu ortaya koymuşsunuz.Bu nedenle kutlarım sizi.Bu düşüncelerin içinde,devlet katkısı,yerel kuruluşların,sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin katkıları,hep birlikte katkı olmalı.Her kuruma ,her bireye iş düşüyor.Bu saydığınız güzel proje ve planların canlanması için el birliği yapmalı.İş bölümü yapmalı.Sevgiler,selamlar...

Avatar
mustafa karataş 10 yıl önce

değerli şalpazarı ileri gelenleri bilindiği gibi her ilçede her köyde git gide nüfus azalmakta. her geçen gün şalpazarından gençler şehirlere gitmekte. şalpazarında sadece mevcut lise var peki bir meslek lise açılsada öğrenciler bu meslek lisesinde okuduktan sonra gitse gidecekse tabi bütük şehirlere elinde bir zanaatı olsa daha iyi olmaz mı? Benim bildiğim yıllardır hep aynı liseyi bitiren istanbula iş aramaya gidiyor elinde ne var kocaman bir 0 yani 0 a 0 elde var 0. yani benim şahsi düşüncem ağasara bir meslek lisesi şart hemde ekmek gibi su gibi :) saygılarımla

Avatar
Abdullah GÜLAY 10 yıl önce

Değerli Dostlar; azim ve kararlılıktan hemen sonra, usul ve yönteme bağlanmış bir mücadele ile kalkınma projelerinin uygulamaya koyulması ve başarılması gayet mümkündür. Öncelikle reklama ve gösterişe dönük hareketlerden kaçınarak kendini sadece gerçeklere ve sorunlara adadığını ortaya koyan bir davranış sergilenmeli; birlikte ele ele vererek mücadeleye başlanmalıdır. YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. Selam, sevgi ve saygılar... Abdullah GÜLAY

Avatar
Mustafa KILIÇ 10 yıl önce

Hocam,sizleri görüş ve önerilerinizden dolayı tebrik ederim.Şlapazarımız için belkide bu satırlarınız temel taşı olup,bunun üzerinden yola çıklılarak yapılacaklar seçilecektir, ancak benim açımdan neden hepsi gerçekleşmesin? ağasarımız diyar ellerin neresinden eksik? tam tersine fazlası bile var. umarım birilerinin kulağı deliktirde,sesimiz oralara kadar gider..sesimizin uzaklara kadar gitmesi için haykırmamız gerekiyosada onu bile yaparız.burada kimlerin vazifesi ise nereden başlanması gerektiği ödevine iyi çalışıp, sonuçta tam not alabilmesini bilmelidir. her Şalpazarlıya düşen görev neyse yapmalıdır.saygılar sunarım Abdullah bey..fikirleriniz inşallah dikkate alınır.

Avatar
AV.ERCÜMENT ÇÖMEZ 10 yıl önce

Abdullah bey , daha öncede, bu günkü yazınız ile benzer konulardaki yazılarınızı ilgi ile okumuştum. Tespitleriniz çok yerinde tespitler olup, çözüm önerileriniz, yöremizin sosyo-ekonomik açıdan gelişmesi için son derece gerçekçidir. Bence en temel sorunumuz, köyler arası bağlantı yolları ile transit yol sorunudur. Bu sorunların çözümü ancak mevcut yöre derneklerinin oluşturduğu kitle örgütlerinin, bürokratlarımızın, siyasetçilerimizin, birlik içinde ortak, samimi çalışmaları ve gayretleri ile olabilecektir. Bu konuda bir Ağasarlı olarak hepimiz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Saygılarımla;