Ot, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde; “Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip sonbaharda kuruyan küçük bitkilere verilen ad.” Olarak tanımlanmaktadır. “Otçu” ise, “ot” kelimesinden isimden isim yapma ekiyle (-cı, -ci, -cu, -cü, -çı, -çi, -çu, -çü) türetilmiş olan bir meslek adıdır. Ayrıca, “Köylerde hekimlik yapan kimse.” (age.909)  ve “Ot satan kişi”  anlamlarında kullanılmaktadır.
          “Otçu” kelimesi kendi anlamı dışında, Karadeniz Çepni Türkleri tarafından özel bir tarım, hayvancılık ve şenlik/eğlence terimi olarak da kullanılmaktadır. Bu terimin anlamları: 1. Hayvanları için ormandan veya çayırlıktan ot keserek sırtlarında taşıyan imece topluluğu, 2. Hayvanlarını otlağa götüren yaylacılar, 3. Mısır tarlasında ot kazmasıyla ‘ot kazan’ imece topluluğu, 4. Yazın yaylalarda düzenlenen şenliklere iştirak eden insanlar topluluğu.
           Her sene temmuz ayının 3. Perşembe günü gecesi Kadırga/Eskala Yaylası’nda, Cuma günü Kadırga/Pazar Alanı’nda; her yıl temmuz ayının 4. Cuma günü gecesi Trabzon-Şalpazarı-Sidağı /Hanyanı Obası’nda, cumartesi günü Trabzon-Şalpazarı-Geyikli- Sidağı/Pazar Alanı’nda düzenlenen ve büyük bir katılımla gerçekleşen şenliklerin adları da bilinen tarihi ile yaklaşık iki yüz yıldır “Otçu Şenlikleri”  olarak anılmaktadır.
            Karadeniz Bölgesi’nde listesini burada yazamayacağımız kadar çok sayıda yayla şenlikleri yapılmaktadır. Bu şenliklerden Kadırga ve Sisdağı Şenliklerinin “Otçu Şenlikleri” , “Gaynak Sis”, “Gaynak Haftası”, Kadırga Otçusu” , “Oğuz Otçusu”, “Şahmelik Otçusu”, “Kadırga’nın Gaynağı” adlarıyla anılması ve en eski dönemlerden beri hiç değiştirilmeden herkesçe böyle bilinmesi dikkat çekicidir. Ayrıca bir yönü ile daha ilginçtir ki, bu şenliklerden hiç biri Fransız kültüründen kopya edilen “festival” kelimesi ile anılmaz. Bu kültür, aslını hem yöresel kıyafetleriyle, hem özgün adıyla, hem de içeriği ile yüz yıllardan beri korumaktadır.
            Neden “Otçu Şenlikleri” ?
             Mayıs ayı ortalarında ot ve otlaklar için yaylalara çıkan insanlar, yayladaki işleri tamamladıktan sonra, köyde kalan insanların köy işlerini tamamlayıp yaylaya gelmelerini beklemeye başlar. Ailelerin köyde kalanları “eski ot”, “yeni ot” diye adlandırdıkları mısır tarlasındaki otları, kazma ile ikinci kez kazdıktan sonra köydeki işler artık tamamlanmış olur. Böylece ekinler olgunlaşıncaya kadar dinlenmeyi ve eğlenmeyi hak etmişlerdir. Bu nedenle temmuz ayının ortalarından itibaren şenlikler başlar.
            Yayladaki hayvan otçuları ile köyden gelen mısır otçuları bilinen günde ve yerde geleneksel olarak buluşurlar ve “Otçu Şenliklerini” gerçekleştirirler. Bu nedenle şenliklerin adı “Otçu Şenlikleri” dir. Bu şenlikler, “Gaynak”,  “Gaynak Sis” , “Sis’in Gaynağı” , “Gaynak Haftası”, “Otçular Haftası” olarak da anılır.
             Buradaki “gaynak” kelimesi, demirin birbirine kaynatılması anlamında “kaynamak” fiili olarak kabul edilirse Sis’in Kaynağı için; insanların buluşup birbiriyle kaynaştığı sevgi ve dostluk bağlarını kuvvetlendirdiği anlamına gelir. Eğer, “her yer insan kaynıyordu” veya “kazan kaynıyordu” deyimlerindeki anlamı ile kabul edilirse; bu kez de çok hareketli, çok canlı, çok eğlenceli ve çok katılımlı anlamlarına gelir. Tevriyeli bir halk terimi olarak “Gaynak Sis” ifadesi her iki anlamı ile de kullanılabilir, her iki anlamı da konuyu anlatmaya uygun düşer.
           Bu gün halk için öyle önemlidir ki, Hasan Dede’nin anlattığına göre, “Eskiden Gaynak Günü gelince köydeki bütün evlerin kapıları kilitlenir, herkes Sis Yolu’nda olurdu.”
-- O gün ya ölen olursa?
-- “Ölen de oldu ya!”.
-- Peki bu durumda ne yaptınız?
-- “Beş on kişi erkenden cenazeyi defnetti ve yine bize yolda yetiştiler. Çünkü bu heyecan bozulmayacaktı ve mutlaka yapılacaktı.” (Ağasar Çepni Kültürü-Geyikli, Abdullah GÜLAY, s.269)                    
            Yerel mahkemede görülen bir davanın yeni duruşma gününü, hakimin Kadırga Otçu günü olan cuma gününe ertelemesi, davacı ve davalının otçu şenliğine katılmalarının zorunlu olduğunu beyanla bu karara itiraz etmelerine sebep olmuş; durum tartışma konusu haline dönüşmüş, sonunda hakimin yerel kültüre saygısı nedeniyle duruşma günü değiştirilmiş ve taraflar otçu şenliklerine katıldıktan sonra başka bir gün duruşmaya devam edilmiştir. (Age.S.259-260)
             Bu geleneğin Karadeniz Yaylalarında yüz yıllar boyunca sürdürüldüğünün bir delili de “Türk Yurdu” dergisinin 04.06.1331 (1915) tarihli Haziran sayısında (8.cilt, 122-127 sayfalar) yer alan Tirebolulu Alp Arslan’ın otçular haftasını anlatan “Ot Göçü” başlıklı makalesidir.
            Otçu Şenliklerinin nasıl yapıldığı konusunda ayrıntılı bilgi için, Eğitimci-Araştırmacı/Yazar Abdullah GÜLAY’ın hazırlamış olduğu 2001 yılında çıkan “Ağasar Çepni Kültürü-Geyikli adlı Folklor/İnceleme/Araştırma eserinin (259-271) sayfalarına bakılabilir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet lermi 10 yıl önce

Üç ayrı ilden halkın toplanıp yaptığı bir halk festivali ve bir benzeri yok, bizlerin bunu illlere, ilçelere hatta köylere mal etmeye çalışmaktansa ulusal hatta uluslarası birrganizasyona dönüştürmek için ne yapmalıyız diye düşünmeliyiz. Kaldı ki Honefter, Sivri,Ayeser, Karaptal, İşmiş gibi bölgemizin farklı yerlerinde çok eskiden yapılan beri yapılan bir kısmı yapılmayan şenlikler bu şenlikler ağasar bölgesinin dışında yapılıyordu. 93 harbi esnasında 1877 Peypınarı yaylasında toplantı yapılmış şenlikler yapılmış ( Trabzon Salnamesi)

Avatar
Hasan KÖSE 10 yıl önce

Sayın hocam; “İddia sahibi önce iddiasının ne olduğunu ortaya koymalıdır.” Diyorsunuz. Ben sizin bir iddianıza delil istiyorum. Geyiklili Sise “otçu” demiyor. Kadırgaya anlam veren Dorukkiriş olduğu gibi, Sis’e anlam veren Geyiklidir. Geyiklililer eskiden Sis’in büyük şenliğine ne deyorsa şimdi bize öyle anmak düşer. Siz “otçu” başlıklı yazınızda Sis’in “kaynak haftasını” otçu haftası olarak nitelendirmekle kalmıyor, “Sis Otçusu” olarak isimlendirildiğini ifade ediyorsunuz. Daha da öte son yıllarda gaynak haftası Tabelalara “189, 190…Sis Otçusuna Hoş Geldiniz” yazıyolar. Bu büyük yanlış. Sis’e “gaynak/kaynak” yerine başka isim vermek kültüre sadakatsizlik olmaz mı? “Eskiden Sis otçusu deniyordu ve bunun belgesi bizzat benim” diyorsunuz. Böyle bir şeyi Abdullah Gülay diyemez. Üç beş ihtiyarla konuşup bunu yazmak sahada yıllarca derleme yapmış birsi olarak size zor olmasa gerek. Tartışma belge ve tanıklarla haklı çıkmanızlala biter.Soru ve belge sormak hakkı bakidir. Saygılarımla.

Avatar
Abdullah GÜLAY 10 yıl önce

İddia sahibi önce iddiasının ne olduğunu ortaya koymalıdır. Bu kadar polemikten sonra henüz neyin iddia edildiği anlaşılmış değildir. ömrüm derlemecilikle geçti, aldığım eğitim bu alanı da kapsar. Ancak tek uzmanım demiyorum. Herkes derlemesini yapar, biz de yararlanırız. Ben kendi kaynak ve delillerimi bu sınırlı alanda yazmak durumunda değilim, format bu değil. Kadırga dışındakilere otçu denmesi ya da denmemesinin öneminin açıklanması, ortaya konulması gerekir. Her kişi her şeyi bilemez her araştırmanın bir ileri düzeyi her zaman vardır. Bizimki bu kadardır. Daha ileri düzeyde araştıma varsa saygıyla karşılarız ve okumak isteriz. Yazarken üsluba dikkat etmek gerekir, bilimsel yaklaşımdan koparak "ota yaprağa bulamak" yakıştırması gibi muhatabını itham eden yaklaşımlar, hoca gibi maddeler sayılması meseleyi mecraından çıkarır ve üslup tartışmasına dönüştürür. Herkes kendi alanında yazmalı her yazılan yazı için söylenecek çok söz vardır. Bu unutulmamalı. Bu konu kapanmıştır.

Avatar
Hasan KÖSE 10 yıl önce

Sayın hocam polemik demiştiniz ya soruların hiç birine “maddi delil” sunmaksızın cevap niyetine yazmaya devam ediyor olmanız kelimenin tam anlamıyla polemik. Hocam sizin ya da benim ne dediğimizin bir kıymet-i harbiyesi yok. Siz isim verici gibi konuşuyorsunuz. Kendi ürettiğiniz bir esere isim verebilirsiniz. Konu kültür ve biz onun anonim olan bir bölümünde bir olgudan öz ediyoruz. Siz ve ben folklorik değerler konunda ancak “derlemci araştırmacı” olabiliriz. Bu konuyla alakalı araştırma “yazılı ve sözlü” kaynaklara dayanacağına göre; folklorik olgunun yaşayan temsilcilerine “kaynak kişiye/kişilere” ulaşıp onları konuşturmalı ve kayda geçirmelisiniz bu bir. Folklor havzasında sözlü geleneğin varsa edebi yapıtlarından konuyu açıklayıcı (türkü, mani, atasözü vb.) örnekleri bilen “kaynak kişilerden” derlemelisiniz bu iki. Varsa yazılı tarihi belgeler ortaya koymalısınız.(Osmanlı, Rum veya Ermeni) bu üç. Bunun ötesinde ne söyleseniz boş. Yaptığınız “kaynağı” ota yaprağa bulamak.Saygılar.

Avatar
Abdullah GÜLAY 10 yıl önce

Son söz: Eğer OTÇU olursa Türk/Türkmen geleneği olur. OTÇU denmezse başka alanlara kayar: Festival/Karnaval gibi... Müziğimizin popa dönüşmeye başladığı gibi Türkmen geleneği olan OTÇU'yu unutturmamaya çalışıyoruz. Pop Bizim kültürümüz değildir. Ama OTÇU bizim kültürümüzdür. Yani iyidir-kötüdür, doğrudur-yanlıştır gibi konulara girmeden önce neyin ne olduğunu ve tesbitini yapıyoruz. Sonra bu davranışların neresi doğrudur, neresi yanlıştır ayrıca konuşabiliriz. Pop dinlenebilir ama bunun Türk kültürü olduğu söylenemez. OTÇU yaşatılabilir ama Türkmen geleneği olduğu da söylenir. Kolbastı ayrıca ele alınabilir.Onun geçmişi bellidir. İstenirse başka bir yazıda ele alınabilir. Delil sunmak konusunda Kadırga Otçusunun delili ne ise diğer otçuların da delili aynıdır. Çünkü bu sosyal davranışın hepsinin kaynağı birdir. Delil, bunlara otçu şenlikleri denmesidir. İstanbul'dakine otçu dendiği gibi... Selam ve sevgiler...

Avatar
Hasan KÖSE 10 yıl önce

"...Hepsinin otçu olduğu..." sizin görüşünüz olarak saygıyla karşılamakla beraber belgeleyemediğinizi ifade etmek isterim. Eğer bu sene de Sise otçu diye tabela asarlarsa bundan sonra pop dinleyip, düşük bel pantolonla kolbastı oynayıp bunun Türk külürü olduğunu iddia edeceğimi bildirmek isterim. Saygılarımla

Avatar
Abdullah GÜLAY 10 yıl önce

Bu şenliklerin aşağıda ifade etiğim gibi Türkmen geleneği olduğu, KAYNAĞI konusunda böylece görüş birliğimiz ortaya çıkmıştır. Esas olan budur. Sonrasına gelince; zaman içinde içi boşalan kurultayların eğlence kısmının kaldığı konusuna da bir itirazım yok.

Bu durum ve açıklama meselenin tarihî seyri ile ilgilidir, Doğru da olabilir, Bu güne ulaşan yapısıyla baktığımızda hepsinin temelinde işte bu gerçek yatar, Yani Kadırga'nın da, İzmiş'in de, Sis Dağı'nın da... Yani Türkmen kurultaylarının içi boşalan ve eğlencesi kalan şekilleri... Hepsi aynı gerçeğe dayanır.

Bunu Kadırda OTÇU' dur; ötekiler değildir demek isabetli ve doğru olmaz. OTÇU'ya gelince: Zaman içinde içi boşaldığı gibi bir başka geleneksel anlayışın devreye girmesiyle OT mevsimi ve işi nedeniyle ad değiştirmiştir denebilir. Durum böyle iken başa dönelim: Kadırga da OTÇU'dur, Sis de OTÇU'dur. Kazıkbeli'de OTÇU'dur. Değişik coğrafi adlar ve zamanlamalar aslını değiştirmez. Selami, saygı ve sevgiler... Abdullah GÜLAY

Avatar
Hasan KÖSE 10 yıl önce

Göçebe Türkler her yıl iki kez kurultay yapar ve tüm bodun ve boylar için kararlar alırlardı. Bu toplanmalara toy/kurultay denirdi. Bu gelenek İslam sonrası göçebe Türkmenlerde de devam etti. Gidenler yılda iki kez merkezi bir yerde toplanır, siyasi, sosyal ve ekonomik kararlar alırlardı. Bu arada savaş oyunları oynanır, yarışlar, güreşler yapılır ve eğlenceler olurdu. Bu gelenek burada da devam etmiştir. Neden Kadırga çünkü merkez Kürtün’dür. Geliş yolunda merkezi ve uygun bir yerdir. Hatta oba ve yerleşimler çok sonraları başlamıştır. Zamanla içerik boşalmış ve yalnızca eğlence kalmıştır. Hacın ve Cumanın müşavere işlevinden arındırılıp yalnızca nüsûk/ritüellerinin kalması gibi. Ayrıca mısır ot kazımı sonrasına denk gelmesinden önce ve fonksiyonel olarak yaylak ve otlak paylaşımıyla alakalı olduğunu düşünüyorum. Kadırga dışında diğer yerleri otçu diye nitelendiren bir kaç "halk edebiyatı" örneği varsa ancak onlar maddi delil olur. Yoksa sizin ya da benim ne dediğimizin bir önemi yok.Syg.