salpazarihaber.com
2019-09-18 17:51:16

İstişare toplantısı (mı)?

Bülent Şirin

bulentsirin1967@gmail.com 18 Eylül 2019, 17:51

Dün akşam Üsküdar Belediyesi’ne ait Valide Sultan Gemisi ile Boğaziçi’nde yemekli bir toplantıdaydık. Organizasyonun adı “istişare toplantısı” idi ve şu an Şalfed’in en önemli ihtiyacı istişareydi. Fakat nasıl bir istişare?

Güzel bir havada, güzel bir gemide Boğaziçi’nde seyahat etmek nasıl olursa olsun güzel bir şeydir. 20-30 yıl önce hayal bile edilemeyecek bu güzellik, Şalpazarlıların Üsküdar ve İstanbul siyasetindeki ağırlıklarının sonuçlarından biridir. Tabii bu ağırlık ne oranda olursa olsun Sayın Başkan Hilmi Türkmen siyasi irade tarafından tercih edilmeyebilir, Sayın Başkan da bu güzelliği Şalpazarlılara sunmayabilirdi. Dolayısıyla en büyük pay yine Hilmi Türkmen’e düşüyor. Sağ olsun, var olsun.

Amma ve lakin...

En büyük ihtiyaç olan istişare için bu güzel ortam elverişli miydi acaba? Kesinlikle hayır! İstişare için, katılımcıların dikkatlerinin dağılmayacağı bir ortam ve Şalfed ve Şalpazarı hakkında söz söyleme, söylenen sözleri dinleme istek ve iradesinin bulunacağı kişilerden oluşan bir hazirun gerekliydi.

Dün akşam kürsüdeki konuşmamda da bunu dile getirdim ve örneğini de hep birlikte canlı canlı yaşadık: Ben konuşurken genç bir kardeşimiz geldi, Hilmi başkana bir şeyler söylüyor. Belli ki ne Şalfed umurunda ne de istişare kızcağızın. Bir ihtiyaç ya da problemi var ve Hilmi başkanı bulmuşken meramını anlatmaya çalışıyor. Başka bir ortamda olsa bu bir problem teşkil etmez ve son derece normal karşılanır ama işte o anda orada yapılan şey istişare olmaktan çıkıyor. Çünkü kürsüde konuşan kişinin birinci muhatabı Sayın Hilmi Türkmen’dir. Hilmi başkan da ne yapsın, yanıbaşına kadar gelen bir dert sahibini dinlememezlik edemez. Mesele, ortamın istişare için elverişli olmamasıydı.

Katılım son derece düşük kalmıştı, halen CHP Üsküdar Belediye Meclis üyesi Köksal Durmuş da dahil olmak üzere Şalfed’in geçmiş dönem başkanları yoktu. Şalfed başkanı Ömer Karadeniz ve yardımcısı Fahri Durmuş, bu durumu “Sadece aileleriyle birlikte delegeleri davet ettik, tanışma ve kaynaşma olsun istedik, kalabalığın sığmayacağından endişe ettik” anlamına gelen gerekçelerle açıklamaya çalıştılar. Tabii ki organizasyon zor iştir, belli kapasitesi olan bir ortamın boş kalması da aşırı dolu olması da iyi değildir ama illâ biri tercih edilecekse salonlara sığmayan bir kalabalık boş masalardan çok daha evlâdır. Kaldı ki bir önceki dönem Şalfed yönetiminin yaptığı son istişare toplantısında salon tamamen doluydu, kimse de mağdur olmadı bildiğim kadarıyla.

Şalfed Başkanı Ömer Karadeniz yaptığı konuşmada “Görev başına geldikleri günden bugüne kadar seçimler, Ramazan, yaz tatili gibi dönemlerin gelip geçtiğini, verdikleri sözleri gecikmeli de olsa yerine getireceklerini” söyledi. Bu söylemde ismini zikretmemiş de olsa kongrede verdiği bir milyon lira vaadini de kast etmiş olmalı sanırım.

Hilmi Türkmen de özetle içinde bulunulan güzelliğin kıymetinin bilinmesi gerektiğini, buralara kolay gelinmediği gibi kolay da kalınmadığını vurguladıktan sonra Üsküdar’daki seçimin son derece kritik olmasına rağmen seçimde oy kullanmak için memlekete gidenlere sitemini ifade etti. Bununla beraber kimseye olumsuz bir tavır takınmayacaklarını, elinden gelen desteği herkese vermeye çalışacağını söyledi. Hilmi başkanın bu açıklaması alkışlarla karşılandı.

Başkan sonra sözü Şalfed’e getirdi. İstanbul’daki Şalpazarı dernekçiliğinin uzun yıllara dayandığını, Şalfed’in çatı kuruluşu olmasına rağmen etkinliklerinin kendisine bağlı derneklerin etkinlikleri kadar ilgi görmediğini, halbuki bu durumun yanlış olduğunu ve federasyonun daha etkili kılınması gerektiğini vurguladı. Geride kalan beş yılın siyaseten çok yoğun ve yorucu geçmesi nedeniyle Şalfed’i ihmal ettiklerini de itiraf etti. Yine her zamanki gibi eğitime ağırlık verilmesi konusunun olmazsa olmaz olduğunu söyledi.

Biz de kalkıp iki satır bir şeyler söyledik. Ortamın çok güzel olmasına rağmen bu güzelliğin istişare için fazla olduğunu, daha farklı bir ortamda yapılması gerektiğini söyleyerek başladığımız sözlerimize Şalfed’in önemine vurgu yaparak devam ettik. “Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Hiçbirimizin yarın ne olacağı belli değil. Dolayısıyla örgütlü bir toplum olmak, mutlaka dayanışma içinde olmak zorundayız. Geçen dönem kimseyi incitmeyeyim diye Şalfed yönetimini hiç eleştirmedim ama bunun başta yönetim olmak üzere Hilmi başkan da dahil kimseye bir faydası olmadı. Bundan sonra gazeteci kimliğimle ciddi ve yapıcı eleştiriler getirmek zorundayım. Bu minvalde Ömer başkana soruyorum: Kongrede vaad ettiğiniz bir trilyon (yeni parayla milyon) nerede?” dedik. Ömer başkan o anda sıcağı sıcağına masadan “Cevaplayacağım” dedi ama herhangi bir açıklama yapmadı. Belki daha sonra başka bir ortamda yapacaktır.

Devam ettik. Hilmi başkana iki konuda katılmadığımızı söyledik.

Birincisi, “Geçmiş dönemde Şalfed daha güçlü ve etkili bir kuruluş olsaydı o seçim, darbe, referandum gibi zor dönemleri Şalpazarlılar olarak daha güçlü göğüslerdik. İhmal edilmesi çok yanlış oldu” dedik.

İkincisi, “Sayın başkan her konuşmasında ısrarla eğitimin önemine vurgu yapıyor. Buna biz de can-ı gönülden katılıyoruz. Fakat eğitim parasız pulsuz olmuyor. Bizim aynı zamanda –belki daha da öncelikle- helal ve meşru yollardan para kazanmamız gerekiyor.” dedik.

Etkinlik, köprünün ışıklarını arka fona alarak çekilen toplu fotoğrafla sona erdi. Evet, güzel bir geceydi. Ama istişare toplantısı değildi. Ona da en kısa zamanda ihtiyacımız olduğu bir gerçekti.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.